Siz daha önce de buraya gelmiştiniz.
Tabii gelmiştiniz ya… tabii. Ben gördüğüm yüzü asla unutmam. Buraya gelin de elinizi sıkayım! Bir şey söyleyeyim mi? Sizin yüzünüzü bile görmeden, yürüyüşünüzden tanıdım. Castle Rock’a dönmek için bundan daha iyi bir gün seçemezdiniz. Ne harika değil mi? Av mevsimi yakında başladığında ormanlardaki ahmaklar turuncu giysileri olmayan ve kımıldayan her şeye ateş edecekler. Bunları sonra kar ve sulusepken izleyecek. Ama hepsine daha çok zaman var. Şimdi Ekim ayındayız ve biz Rock’a Ekimin istediği kadar kalmasına izin veririz.
Kitap böyle başlıyor. Sessiz sakin Caste Rock kenti ve içerisinde dönen sıradışı olaylar dizisinden söz ediyor. Bu sessiz kasabada günün birinde “Gerekli Şeyler” adlı bir mağaza açılır. İnsanlar ilk başta merakla bu mağazaya bakılır. Açıldığında ise oradan mal alanlar sanki birer zombiye dönüşürler. Aldıkları eşyalara bağımlı bir hayat sürmeye başlarlar. Özellikle Bay Leland Gaunt etkileyici gözleri ve sıcak davranışlarıyla müşterilerini adeta hipnotize ediyor ve satışlarının artmasını sağlıyor. Tabii ki her satış yeni birer kurban demek. Neyse daha fazla konusundan bahsetmeyeyim tadı kaçmasın
Kitap gerek betimlemeleriyle gerek karakter analizleriyle insanı o dünyanın içine sokuyor. Bence okunması gereken sıkmayan keyifli ve merak uyandırıcı bir kitap. Yalnız kitabın ismi beni sinir etti. Yani Türkçe’ye çevrilmiş halini kastediyorum. Ruhlar Dükkanı alakaya maydonoz resmen. Needful Things “gerekli şeyler” demek aslında. Kitabın konusuyla da örtüşüyor.
Bu kadar entellektüel bir girişten sonra bu son kısım biraz abes kaçtı
Fakat herşeye rağmen okumaya devam efendim. Okuyunuz, okutunuz diyorum ve esenlikler diliyorum.

1 Yorum var » Yorum ekle
Hakikaten maydonoz olmuş zaten, şöyle bir film adını da ben hatırlıyorum, there’s something about mary - ah mary vah mary… yane… mary’ide meri diye yazsalar iyi olurdu.
Yorum Yaz