Åžeytan Yemini
Jean Christophe Grange’dan nefes kesen bir kitap daha… Aslında kitabı okuyalı çok oldu fakat yazmak bugüne nasip oldu
Öncelikle kitap dini konular üzerine iÅŸlenmiÅŸ. Yani kafası dağınık olan birisini Hristiyan yapacak kadar ağır bir din kokusu geliyor. İyilik ve kötülüğün mücadelesini metafizik kavramlarla açıklama çalışmış yazar. Satanizm, inanç, iyilik, kötülük, tanrı gibi kavramlarla ve etkileyici anlatımıyla insanı en zayıf yerinden yakalıyor. Onun haricinde gerek betimlemeleriyle, gerek hikaye örgüsüyle okunmaya deÄŸer bir roman. Konusu da şöyle bi’ÅŸey:
Yetimhanede büyüyen ve dinlerine sıkı sıkıya baÄŸlı iki arkadaÅŸ vardır. Bir süre sonra ikisinin yolları ayrılır. Fakat iki arkadaÅŸ da ayrı kaldıkları yıllar boyunca ÅŸahit oldukları kötülükler yüzünden çareyi ÅŸeytanla savaÅŸmakta bulurlar ve polis olurlar. Bir süre sonra bu iki arkadaÅŸtan Luc intihar eder ve Mathieu Durrey de en yakın arkadaşının böyle bir intiharı yapabileceÄŸine ihtimal veremediÄŸinden olayın iç yüzünü araÅŸtırmaya baÅŸlar ve iÅŸe Luc’un araÅŸtırmakta olduÄŸu cinayetlerden baÅŸlar. Mathieu olayların derinine indikçe birbirinin benzeri cinayetler iÅŸlenmekte olduÄŸunu görür. Bu cinayetlerin ortak noktaları, katillerinin öldükten sonra hayata döndürülmüş ve uzun süre komada kalmış insanlar olmasıdır. Ancak bu kiÅŸiler gerçekten katil midir? Yoksa sadece verilen emirleri uygulayan birer piyon mudurlar? Avrupa’nın birbirinden uzak kentlerinde iÅŸlenen bu cinayetler nasıl bu denli benzerlik içermektedir? Yoksa katil tek bir kiÅŸi midir? Kendini ÅŸeytanın yerine koyan, kendini ÅŸeytan sanan biri. Mathieu yavaÅŸ yavaÅŸ olayları açıklığa kavuÅŸturmayı baÅŸarır. Fakat sonunda onu büyük bir sürpriz beklemektedir.

